Dükkan arayan birinin gözü ister istemez kira rakamına takılır. Ara sokakta 30 bin liralık bir yer, caddede 50 binlik bir yer. Aradaki 20 bin lira büyük para gibi görünür ve çoğu kişi ucuz olanı seçer. Sonra o 20 binin fazlasını, insanlara dükkanın yerini anlatmaya harcar.

Meseleyi şöyle çevirince resim netleşir: kira sadece metrekare ücreti değildir, aynı zamanda görünürlük ücretidir. Caddedeki dükkanın önünden günde bin kişi geçiyorsa, o dükkanın vitrini her gün bin kişiye gösterilen bir reklam panosudur. Ara sokaktaki dükkan ise bu reklamı almaz ve aynı bin kişiye ulaşmak için sosyal medya reklamı, tabela, broşür gibi yollarla ayrıca para harcar. Yani iki kira arasındaki fark, aslında bir pazarlama bütçesidir. Soru "hangisi ucuz" değil, "bin kişilik günlük görünürlüğü nereden daha ucuza alırım" sorusudur.

Bu hesabı tahminle değil sayımla yapmak mümkün. Beğendiğin dükkanın önünde farklı gün ve saatlerde birer saat dur ve geçen insanları say. Salı öğlen, cuma akşamı, pazar öğleden sonra. Bu sıkıcı iş sana emlakçının asla veremeyeceği bilgiyi verir: o sokağın gerçek trafiğini ve o trafiğin senin müşterin olup olmadığını. Önünden bin kişi geçen ama hepsi aceleyle işe yetişen bir nokta, kahve dükkanı için caddedeki rakamdan daha değersiz olabilir.

Bir de işin geri dönülmezlik boyutu var. Fiyatını değiştirebilirsin, menünü değiştirebilirsin, tabelanı değiştirebilirsin. Ama konumunu değiştiremezsin. Kira kontratı imzalandığı anda bu karar yıllarca seninle yaşar. Bu yüzden konum, üzerinde en az acele edilmesi gereken karardır. Ucuz kiranın cazibesine kapılmadan önce şunu sor: bu tasarrufu her ay reklama geri ödeyecek miyim?

Fikrini gerçekleştirecek ortağı bul

Polen, iş fikri olanlarla sermaye ya da yetenek ortağı olmak isteyenleri güvenle buluşturan ücretsiz bir platform.

Polen'i Keşfet