Kendi işini kuran herkes bir süre her şeyi kendi yapar. Kasaya bakar, sipariş alır, tedarikçiyi arar, sosyal medyayı yönetir, akşam da hesap kapatır. Bu dönem normaldir ve hatta gereklidir, çünkü işin her parçasını bilen bir patron ileride kimseye kandırılamaz. Ama bu dönemin bir son kullanma tarihi var ve çoğu işletmeci o tarihi kaçırır.
İşaret şudur: para kazandıran işlere ayıracak vaktin kalmadıysa, o gün gelmiştir. Bir kuaför düşün. Onu para kazandıran şey saç kesmek. Ama günün iki saati telefonlara cevap vermek, randevu düzenlemek ve malzeme siparişiyle geçiyorsa, o iki saatte kesilemeyen saçlar işletmenin görünmeyen zararıdır. İlk elemanın maliyeti maaş gibi görünür ama doğru hesap şöyledir: elemanın maaşı ile senin o saatlerde üreteceğin değer karşılaştırılır. Senin saatin elemanın saatinden pahalıysa, ucuz olan işi devretmek en karlı yatırımdır.
İkinci yaygın hata, işe alımı büyütmek için değil boğulmamak için yapmaktır. Boğulan insan iyi seçim yapamaz, ilk başvurana evet der. Bunun yerine sinyalleri önceden izle: haftalık çalışma saatin sürekli artıyorsa, müşteriye ayırdığın özen düşmeye başladıysa ve "keşke iki tane olsaydım" cümlesini kurar olduysan, ilan vermek için krizi bekleme.
Üçüncüsü, devretmeden önce yazmak. Bir işi başkasına verebilmek için önce o işin nasıl yapıldığını bir kağıda dökmek gerekir. Siparişi kim, hangi gün, kimden, nasıl verir. Kasa nasıl açılır, nasıl kapanır. Bu yazma işlemi sıkıcıdır ama iki şey kazandırır: yeni eleman haftalarca soru sormak yerine kağıda bakar, ve sen yazarken işindeki gereksiz adımları ilk kez görürsün.
Tam zamanlı bir maaş gözünü korkutuyorsa küçük başla. Haftada üç gün gelen bir yardımcı, hiç yardımcı olmamasından kat kat iyidir. Amaç kadro kurmak değil, senin vaktini işin en değerli yerine geri taşımaktır.
Fikrini gerçekleştirecek ortağı bul
Polen, iş fikri olanlarla sermaye ya da yetenek ortağı olmak isteyenleri güvenle buluşturan ücretsiz bir platform.
Polen'i Keşfet
