Bir milyon bandına franchise ile başlayalım, çünkü bu banttaki sermayenin en çok düşündüğü seçenek budur ve hakkındaki yaygın inanış test edilmeyi hak ediyor. İnanış şu: "Franchise güvenlidir, çünkü denenmiş sistemi satın alırsın." Kısmen doğru; ama akademik veri, hikayenin tamamını anlatmıyor olabileceğimizi söylüyor. Ekonomist Timothy Bates'in binlerce işletmeyi izleyen klasik çalışması, franchise alan girişimcilerin bağımsız kuranlardan otomatik olarak daha yüksek hayatta kalma oranına sahip olmadığını buldu. Sistem, başarıyı garanti etmiyor; kötü lokasyondaki bir franchise, iyi lokasyondaki bağımsız dükkandan önce kapanıyor.

Bu, franchise kötüdür demek değil; franchise'ın ne satın aldığını netleştirmek demek. Aldığın şey üç şeydir: bilinen isim (müşterinin ilk gün kapıdan girme sebebi), kurulmuş operasyon sistemi (menü, tedarik, eğitim) ve pazarlık gücü toplu alım. Ödediğin şey de üç şeydir: giriş bedeli, ciro üzerinden süren isim hakkı ödemesi ve kurallara uyma yükümlülüğü. Ray Kroc'un McDonald's'ı bir dev yapan buluşu tam buydu: sistemin kendisinin ürün olması. O sistemin gücü gerçektir; sorun, her franchise verenin McDonald's disiplininde olmamasıdır.

Bu yüzden bu banttaki en önemli iş, marka seçiminden önce sorgulamadır. Mevcut franchise alanlardan en az beşiyle (verenin göstermediği şubelerle de) konuşmak, ciro ve maliyet rakamlarını sözleşmeden değil işletenden dinlemek, ve sözleşmenin çıkış maddelerini (devir, fesih, bölge koruması) bir avukatla okumak.

Türkiye'de franchise pazarı büyük ve canlı; içinde hem otuz yıllık sağlam sistemler hem de üç şubelik heves projeleri "franchise veriyoruz" diyor. İkisini ayıran şey broşür değil, mevcut şubelerin defteridir.

Kaynaklar: Bates, "Survival Patterns Among Newcomers to Franchising", Journal of Business Venturing (1998); Ray Kroc ve McDonald's sistemi, "Grinding It Out" (Kroc'un anıları).

Fikrini gerçekleştirecek ortağı bul

Polen, iş fikri olanlarla sermaye ya da yetenek ortağı olmak isteyenleri güvenle buluşturan ücretsiz bir platform.

Polen'i Keşfet